Yine yeni web sitesi

4

İşi gücü müzik olan biri için internette fazla zaman geçirdiğimi düşünmeye başladım. Bunun nedenlerinden biri, web sitemi bir türlü içime sinecek bir şekle ve içeriğe oturtamamış olmam. “Arada bir makale yazar eklerim, hem haberleri de duyurmam kolay olur” diye düşünerek bir süre önce içerik yönetim sistemlerini araştırmaya başladım. Ve tam o sırada, deneme yanılmalarla sürmekte olan web maceramın en büyük yanılgılarından birini sergileyerek siteyi Joomla! üzerine kurmaya karar verdim. Joomla!’nın adının sonundaki o ünlem işaretinin ne anlama geldiğini çözmem çok uzun sürmedi, meğer “uzak durun!” demekmiş. Fakat bulaşmış bulundum bir kere.

Joomla!’nın neden berbat bir içerik yönetim sistemi olduğu konusunu bu yazının sonuna bırakıp, mevcut durumu seyir defterine ekleyeyim. Kişisel web sitemi WordPress üzerine kurmaya karar verdim. Zaten İngilizce müzik yazıları yazdığım harmonycat.com ve dostlarımla birlikte ilginç konuları paylaştığımız abartmatozu.net sayesinde WordPress tecrübem iyice artmıştı; hal böyleyken Joomla!’ya bulaşmak benim neyimeydi. Tüm sitelerimi bir sistemde birleştirerek zaman kazanacak, birkaç sistemi öğrenmek yerine tek bir sistemde ustalaşarak hayatın geri kalanına daha fazla zaman ayırabilecektim.

Joomla!’dan sonra WordPress ilaç gibi geldi. Bu iki sistemi karşılaştırmak ne kadar doğru bilemem, ama madem ikisi de içerik yönetim sistemi, madem içerik de benim içeriğim, bal gibi karşılaştırırım işte. Yaşasın WordPress!

Evet şimdi Joomla!’nın neden o kadar berbat olduğu konusuna geleyim:

  • Adının sonunda sinir bozucu bir ünlem işareti var.
  • Gûya içerik yönetim sistemi olarak düzenlendiği halde makalelerin sonunda okuyucuların yorum yazması için gerekli tesisat konmamış; despotik eğilimdeyseniz, siz söyleyin başkası dinlesin, siz yazın başkası okusun işinize geliyorsa ne ala; fakat okurlar da görüşlerini dile getirsin istiyorsanız gidip bu iş için geliştirilmiş eklentilerden birini yüklemeniz gerekiyor.
  • Eklenti dedim de; işin o kısmı tam bir kabus. Plug-in, module ve component diye üç ayrı hödö var, bunların hiyerarşik ilişkisini ve etkileşimlerini çözmek mümkün değil zira eklentiden eklentiye değişiyor. Plug-in size özel güçler veriyor; o güçleri component denen zıkkım aracılığıyla module’lerin içine yerleştirerek hayata geçirebiliyorsunuz. Bu arada bir parametreyi değiştirmek isterseniz artık component ayarları sayfasında mıdır, module ayarları sayfasında mı, işin yoksa ara dur.
  • Yeni içerik eklediğinizde arama motorlarını kendiliğinden ping edip yedi cihana haber salma özelliği yok. İsterseniz sonradan ekleyebiliyorsunuz.
  • Yazılarınızı ille “bölüm -> kategori” hiyerarşisi içinde sınıflandırmak zorundasınız. Üstelik birden fazla kategori de seçemiyorsunuz. Yani diyelim ki iki kategorim var, “film müziği” ve “haberler” diye. Film müziği konusunda bir haber yazdıysam yandım; bu iki kategoriden birini seçmek ve yazıyı sadece onun altında listelemek zorundayım. Blog’larda son derece popüler hale gelen ve kategori mantığından çok daha esnek ve kullanışlı olan etiket (tag) kavramının karşılığı yok.
  • Yanılıp da yönetim panelini Türkçe kurduysanız yanına bir de Çince sözlük lazım:joomla_screenshot
  • Yazınızın içinde kullanacağınız fotoğraf, müzik, video ve sair medya dosyalarını bilgisayarınızdan yükleyemiyorsunuz (yazı oluşturma sayfasında doğrudan upload yok). Bir başka menüde bulunan media manager marifetiyle bu dosyaları yükleyip link vermeniz gerekiyor.
  • Yönetici panelinde sanırım 2 dakika herhangi bir etkinlikte bulunmazsanız hemen sizi sistemden tekmeliyor (log out). İkide birde yeniden giriş yapmak gerekiyor. Bir yerlerde “endişelendiğin için sağol ama ben internet kafede değilim” anlamına gelecek bir seçenek aradım ama bulamadım.
  • Sistemin geneli ve eklentiler için otomatik güncelleme olanağı, hadi onu geçtim “güncelle artık” uyarısı, hadi onu da geçtim versiyonları derli toplu görebileceğim bir yer yok. Varsa da ben bulamadım.
  • Üçüncü şahıslar tarafından geliştirilen eklentiler çok dandik. “Dandik” objektif bir tanımlama olmadı, farkındayım. Belki “çalışmıyor” desem daha objektif olur. Joomla!’da kurduğum hiçbir eklentiyi itelemeden çalıştıramadım. Joomla! iteleyerek çalıştırabileceğiniz eski bir otomobile benziyor.
  • Adının! sonunda! sinir! bozucu! bir! ünlem! işareti! var!

.

Berklee College of Music mezunu olan Doruk Somunkıran, çalışmalarını İstanbul'da sürdürmektedir. Steinberg ve Avid firmalarının sertifikalı eğitmenidir.
Paylaş

4 YORUMLAR

  1. Hahaha!
    Joomla konudundaki hislerini keyifle okudum Doruk. 🙂
    Yalnız Joomla!nın yapabildiği, WordPress’in kısa kaldığı yerler var, biliyorsundur.
    Wordpress tabii ki bizim gibilerine yetiyor da artıyor.
    Fakat bir internet dükkanı da eklemek istersen (? Terim için özür) o zaman yandın. Worpress yetmez, Magento gibi bir canavarın eline düşersin. Tabii “Corporate” bütçen yoksa.

    Doruk, şey diyorum… şu temanı değiştirsen… çok garanlık, yazımı göremiyorum yazarken. Şeyy… neredeyse yani 🙂

  2. İlter selam! Uyarı için teşekkürler, farkında değildim. İnsanın kendi telefon numarasını bilmemesi gibi birşey. Kutulardaki yazı renklerini açtım şimdi.

    İnternet dükkanı yapmak isteyenler için de Joomla’dan daha iyi seçenekler olmalı diye düşünüyorum. Olmak zorunda. Tek seçeneğin Joomla olduğu bir dünya, yiyecek adına sadece karnıbahar bulunan bir dünya gibi. Ya da bana öyle geliyor.

    Sevgiler…

  3. Vaay, Rusça yazmış eleman. Sen anladıysan iyi. Ben anlayamadım, kötü hissettim.
    Bu arada şimdi yazdıklarımı görebiliyorum, teşekkür ederim. Artık oturur, habire yazarım burda.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here