Cubase 9.5 Test Sürüşü

0

Cubase 9.5 satışa sunuldu. Peki geçmeye değer mi? Birlikte karar verelim!

Geçen yıl Cubase 9 çıktığından beri “Geçmeye değer mi?” diye soranlara ve öğrencilerime 9.5’i beklemelerini tavsiye ediyordum. Zira Steinberg’in bombayı .5’li sürümlerde patlatmak gibi bir alışkanlığı var. Bakalım 9.5 gerçekten beklentileri karşılıyor mu?

Genel Gözlemler

9.5, vitrini çok kuvvetli olan bir sürüm değil. Yani kullanıcıya baş döndürücü yeni fonksiyonlar ve eklentiler sunmuyor. Fakat buna rağmen çok önemli değişiklikler içeriyor. O kadar ki, bir sene önce Cubase 9’u  incelediğim yazımda “geçseniz de olur, geçmeseniz de olur” diyen ben, 9.5 için “fırsatınız varsa mutlaka geçin” diyorum.

Yeni fonksiyonlar ve plug-in’ler eklemek yazılım geliştiren firmalar açısından avantajlıdır. Zira bunları pazarlamak kolaydır, mevcut müşterileri yeni versiyona geçmeye, potansiyel müşterileri ise yazılımı satın almaya ikna eden, kolay anlaşılan satış noktaları oluştururlar.

Ancak yazılımın çekirdeğinin elden geçirildiği versiyon değişiklikleri aslında çok daha önemlidir. Bunun nedenlerini Cubase 8’i incelediğim yazımda ayrıntılı biçimde anlatmıştım. Özetle, Cubase gibi uzun bir geçmişi olan yazılımların çekirdeğindeki kodların bir kısmı oldukça eskidir. Zamanla yamalar yapılır, yeni özellikler eklenir ama çekirdekteki eski kodlar öylece kalır. Bu da yazılımın hantallaşmasına ve performansının düşmesine neden olur. Zaman zaman bu temel kodların elden geçirilmesi zorunlu hale gelir. Aynen eski otomobillerin motorlarının rektifiye edilmesi gibi.

9.5 bu türden bir sürüm. Cubase’in rakiplerinin gerisinde kalan yönlerini güncelleyip onu 2018’e taşıyor. Eklenen az sayıdaki yeni özellik ise, genellikle bildiğini okuyan Steinberg’in bu sefer kullanıcılardan gelen talepleri dikkate aldığını gösteriyor. Baş döndürücü bir şey yok, çoğunu okurken “bu zaten x yazılımında yıllardır vardı” diyeceksiniz. Amaç da tam olarak bu sanırım: Cubase ile rakipleri arasındaki farkları azaltırken, Cubase’in kendine has avantajlarını ön plana çıkarmak.

64 bit

En önemli değişiklik, Cubase’in ses işleme motorunun artık 64 bit floating point çözünürlükle çalışabilmesi. “Çalışabilmesi” diyorum zira programı ilk kurduğunuzda bu yeni özellik kapalı oluyor, yani Cubase hâlâ 32 bit ile ses işlemeye ayarlı geliyor. Bunu Studio Setup penceresinden (şimdiye kadar Device Setup diye bildiğimiz pencere) değiştirebiliyorsunuz. Neden? Bu konuda net bir açıklama yok. Benim tahminim, bunun bilgisayarın performansı üzerindeki etkisinden. Kullanıcılar bir anda bunu hesaba katmadan 9.5’in performansının eskiye göre daha kötü olduğunu düşünmesinler diye, hele bir eskisi gibi açılsın, neyin ne olduğu görülsün, sonra kullanıcı yeni sisteme geçiş yapsın ve aradaki farkın nereden kaynaklandığını anlasın diye böyle düşünülmüş olabilir.

64 bit’e geçmek bilgisayarın performansını gerçekten de etkiliyor. Bende hayatı sekteye uğratacak ölçüde bir yavaşlama olmadı. Elimdeki en kalabalık projeleri açıp denedim (60 kanal civarı, audio + sanal enstrümanlar, makul sayıda efekt). 32 bit ile 64 bit arasında işlemciye binen yük % 10-15 civarında farklılık gösterdi. Daha büyük projelerde etki daha büyük olabilir.

Peki 64 bit ile çalışmanın sese etkisi nedir? Sanırım önümüzdeki dönemde bunu çokça tartışacağız. Bu tartışmanın neresinde durursanız durun, 64 bit’e geçmenizde fayda var. Zira matematik bize, verilerin 32 bit floating point ile işlendiği bir sistemde 24 bit’lik “kelimelerin” doğru biçimde hesaplanamayacağını söylüyor. Nedenini açıklamak bu yazının kapsamının çok ötesinde kalır, burada sadece bunun kesin bilgi olduğunu söyleyip geçelim.

Peki 32 bit’lik bir ses motoru ile 64 bit’lik bir ses motoru arasındaki fark ne ölçüde belirgin? Bu fark ne kadar duyulabiliyor? Bu sorunun cevabı duruma bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Genel olarak, kanal sayısı arttıkça 64 bit’le çalışmanın avantajları (ve maalesef aynı zamanda da dezavantajları – performans açısından) belirgin hale geliyor.

Güle Güle Quicktime

Elden geçirilen tek şey ses işleme motoru değil. Video oynatma motoru da yenilenmiş ve Steinberg sonunda kullanıcıların yıllardır dile getirdikleri talebi dikkate alarak Quicktime’ı video oynatıcısı olarak kullanmaktan vazgeçmiş. Cubase artık kendi video motoruyla ve codec’leriyle geliyor. Bu özellikle Windows tabanlı bilgisayarlarda çalışanlar için harika haber.

Yeni video motorunun performansı oldukça iyi. Ben genellikle gelen video dosyalarının çözünürlüğünü düşürüp Cubase’e o şekilde aktarırım. 9.5’i kurduktan sonra, kalabalık bir projedeki video dosyasını kaldırıp yerine 1920×1080’lik orijinalini getirdim. Herhangi bir sorun, takılma ya da atlama olmadan akıcı bir şekilde çalışabildim. Quicktime ile benim konfigürasyonumda bu mümkün değildi.

Metronom

Bundan  sonraki yenilikler işin vitrin tarafı. Metronomdaki değişiklik çok hoşuma gitti. Altı üstü bir metronom, insanın ne kadar hoşuna gidebilir diyeceksiniz. Şöyle: Metronom gitmiş yerine Beat Designer’ın minik bir versiyonu gelmiş gibi düşünün. Her vuruşunu dilediğiniz gibi programlayabiliyorsunuz.

Bu özellikle bu coğrafyanın müzisyenleri için harika. Örneğin 9/8’lik bir parça üzerinde çalışıyorsunuz diyelim. Eskiden metronomun size vereceği şuydu:

BİP-bip-bip-bip-bip-bip-bip-bip-bip

Pek kullanışlı değildi. Oysa şimdi o bip’lerden her birine istediğiniz sesi atayabiliyorsunuz. Dolayısıyla istediğiniz vurguyu ve duyguyu metronomla verebiliyorsunuz. 9/8’inizi istediğiniz gibi gruplayın, sonra her bir vuruşa ister düm ve tek’ler verin, ister davul sesleri.

Otomasyon

Cubase’te fare ile otomasyon işlemleri yapmayı oldum olası sevmemişimdir. Otomasyon çizgisini tıklayıp nokta eklediğinizde noktaları üstüste bindirmesi, alttaki noktayı seçmeye çalışırken çizgiyi kaydırması, parabol aracını kullanarak çizdiğiniz şekillerin kaba düz çizgilere dönüştürülmesi…

Bunlar artık geçmişte kaldı. 9.5 ile otomasyon işlemlerine ciddi bir yenilik getirilmiş. O eski köşeli “parabol”lerden sonra Bezier eğrilerini kullanabilmek harika. VCA kanalları ile onlara bağlı track’lerdeki otomasyon arasındaki entegrasyon son derece başarılı. Range Selection aracının otomasyon çizgileriyle etkileşimi hayatı daha da kolaylaştırıyor.

Plugin’lerde Mix Ayarı

Tüm compressor’lere (Vintage ve Tube dahil) Mix ayarı eklenmiş. Böylelikle parallel compression tekniğini uygulamak kolaylaşıyor. Gerçi ben eski usulle yapmaya devam edeceğim (zira parallel compression için açtığım kanala başka plugin’ler de ekliyorum) ama pratik bir yöntem olduğu kesin.

16 Efekt Yuvası

Evet artık her kanala 16 efekt birden uygulamak mümkün (bu iş silahlanma yarışı gibi bir şeye dönüşecek diye korkuyorum 🙂 ). Efekt yuvalarının arasında serbestçe dolaşabilen yeşil bir çizgiyi sürükleyip bırakarak pre-fader efektlerin nerede biteceğini ve post-fader efektlerin nerede başlayacağını seçebiliyorsunuz.

Adapt to Zoom

Şimdiye kadar Snap fonksiyonu açıkken, nesnelerin Grid modunda nereye snap edeceğini belirlemek için ilgili menüye gitmeniz gerekiyordu (Bar/Beat/Use Quantize). Artık bunlara yeni bir seçenek eklendi: Adapt to Zoom. Bunu seçtiğiniz zaman, kullandığınız zoom oranı aynı zamanda snap’in çözünürlüğünü değiştiriyor. Dolayısıyla her defasında menüye gitmeye gerek kalmadan, sadece zoom oranını değiştirerek yapacağınız işlemin snap ölçeğini ayarlayabiliyorsunuz.

Ableton Live’da Sümerlerden bu yana, Logic’te de en azından sanayi devriminden beri var olan özellikler, biliyorum. Bu yazının başlangıcında böyle diyeceğinizi söylemiştim zaten 🙂

Sağ Taraftaki Gelişmeler

Ekranı fazlaca daralttığı için 8’den beri var olan sağ pencereyi kapalı tutuyorum, ama işlevselliği giderek artıyor. En çok hoşuma gideni, anlık ve ortalama ses seviyesini gösteren bir loudness göstergesinin bu kısma eklenmiş olması. Control Room özelliğini kullanıyorsanız ona da artık bu pencereden ulaşabiliyorsunuz. Sürükle-bırak’çılar için de yine bu pencereye eski Media Browser’ın geliştirilmiş bir versiyonu eklenmiş.

Sonuç

Cubase 9.5 çok önemli yeni işlevler ya da plugin’ler sunmuyor olabilir, ama yazılımın çekirdeğindeki iyileştirmeler çok önemli. Özellikle profesyonel düzeyde iş yapanlar için 64 bit floating point ses işleme motoru, Quicktime’sız video oynatma motoru, otomasyondaki ve metronomdaki iyileştirmeler ve Control Room’un yeni konfigürasyonu, bu sürüme geçmek için fazlasıyla yeterli nedenler. Daha amatör düzeyde çalışanlar için bunlar aynı derecede önemli ve öncelikli değil, onlar bir sonraki sürümü bekleyebilirler 🙂

 

Berklee College of Music mezunu olan Doruk Somunkıran, çalışmalarını İstanbul'da sürdürmektedir. Steinberg ve Avid firmalarının sertifikalı eğitmenidir.
Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here